Karlı buzlu Chicago günleri tam bitti derken yine kar yağdı. Pazar sabahı perdeleri açınca heryeri bembeyaz görünce şaşırdım. Burası için beklenmedik birşey değil aslında ama bahar beklentisine girmişiz demek ki yine de. Neyse ki bu sefer çabucak erimeye başladı karlar, buzlar. Aşağıdaki fotoğrafları kışın çekmiştim. Bu kadar buz olmadı bu sefer. Yine havadan sudan bir yazıyla geçiştirdim ama hiç değilse yeni birşeyler görüyorum sayfamda. Eee bu benim kendi halinde günlüğüm, günlük yazılar olmasa da. Kim karışır???
Monday, March 30, 2009
Karlı buzlu Chicago günleri tam bitti derken yine kar yağdı. Pazar sabahı perdeleri açınca heryeri bembeyaz görünce şaşırdım. Burası için beklenmedik birşey değil aslında ama bahar beklentisine girmişiz demek ki yine de. Neyse ki bu sefer çabucak erimeye başladı karlar, buzlar. Aşağıdaki fotoğrafları kışın çekmiştim. Bu kadar buz olmadı bu sefer. Yine havadan sudan bir yazıyla geçiştirdim ama hiç değilse yeni birşeyler görüyorum sayfamda. Eee bu benim kendi halinde günlüğüm, günlük yazılar olmasa da. Kim karışır???
Gönderen
Gazeteci
zaman:
11:10 PM
3
yorum var.
Wednesday, March 4, 2009
Sunday, February 15, 2009
Friday, January 9, 2009
Hamur işleri
HAMUR İŞLERİ :)
3 bucuk yasindaki civcivleri oyalamak sanildigi kadar kolay degildir.Butun gun ayaklarinizin dibinde cik cik cik dolanirlar. Istekleri bitmez, nazlari bitmez........ Hep " hadi oynayaliiimm, hadi benimle oynaaa, yemek yapmaaa, temizlik yapmaa, yatmaa, kalkmaaa" diye vidi vidi ederler. Saklambac oynarsiniz, kovalambac oynarsiniz, puzzle larini yaptirmaya kalkisirlar, trencilik oynatirlar, boyama kitabi boyatirlar,lar lar lar yani... Napiimm ben ablam gibi degilim, o bizim ailedeki butun kucuk cocuklarin gozbebegiydi. Onlari bikmadan usanmadan oynatir, cocuk sarkilari soyler, nasil eglendirecegini cok iyi bilirdi. Bense bi tek bebeklerle ilgilenmeyi cok severdim tombik ve sevimli olduklari ve bi de konusup biseyler isteyemedikleri icin. Oyun cagi cocuklariyla oynamak beni acaip daraltirdi. Hala da oyle ama mesele oglum olunca, mecbur oynuyoruz iste. Vazife icabi gibi birsey, o mutlu olsun yeter ki... Iste hemen hemen her cocugun sevdigi faaliyetlerden biri olan oyun hamurunu biz bazen evde birlikte hazirliyoruz. Hatta hazir hamurlardan daha cok makbule geciyor evde yaptigimiz hamur onun icin. Cunku hazirlama asamasini cok seviyor. Unu, suyu, boyayi katip rengarenk hamurlar yogurmak, sonra da bunlarla oynamak onu cok mutlu ediyor. 5-6 sene once bir okuldan Creative Art dersi almistim, orada cocuklar icin degisik oyun hamurlari hazirlamistik ama onlarin tarifleri bende yok simdi. Internetten buldugum bir tarifi yapiyorum. En basiti bu. Bazi hamur tariflerinde evde hemen bulunmayacak malzemeler oluyor ya da bazilari pisirme gerektiriyor. Benimki kisa yoldan is goren bir tarif. Ayrica pasta yaparken kullanmak uzere aldigim gida boyalarini hamuru renklendirmek icin kullaniyoruz. Bazi tariflerde renkli toz iceceklerden de katabilirsiniz diyorlar, toz halinde ama hic denemedim.
Ola ki cocugu olan biri acar da okur blogumuzu diye tarifi verelim hemen.
1 bardak un
yarim bardak tuz ( Ben goz karari koyuyorum, daha az oluyor galiba)
su
Gida boyasi
Olcuyu istege gore azaltip cogaltmak hamur sahibine kalmis.
Hey gidi gazeteci heeyyy, oyun hamuru tarifi bile verdin ya su sayfandan, daha ne diyeyim ben sana.
Gönderen
Gazeteci
zaman:
12:18 AM
1 yorum var.
Etiketler: Canim oglum
Friday, January 2, 2009
KIŞ TATİLİ
Amerika'da sonbaharin baslamasiyla kendini yogun bir sekilde hissettiren tatil havasi, Christmas'da (Noel) uzunca sayilabilecek bir tatille son bulur. Cadilar Bayrami'yla baslayip, Thanksgiving (Sukran Gunu) ile devam edip, Noel'le nihayet bulan sezon, alisverisin de doruga ciktigi bir 'hot season' ayni zamanda. Biz de tatilden yana nasibimizi aldik yine bu donemde. Iste karli buzlu ama yakin dostlarimizla paylastigimiz simsicak hatiralarla dolu tatilden birkac kare... Tabii ki yine ozel kareler bize, genel kareler bloga...
Gönderen
Gazeteci
zaman:
12:06 AM
0
yorum var.
Monday, December 15, 2008
Gecen hafta kar yagmıştı. Kar, buz, soguk... Iste Chicago'nun kış yüzü bu. Hava sicakligi eksilerde dolasiyordu. Sonra dun arti 9 santigrat derecelere kadar cikti ve gece firtinali, siddetli bir yagmur yagdi. Sonra sabah kalktigimizda bir de baktik ki her yer buz tutmus. O yagmurdan sonra ısı eksi 15 santigratlara dusunce(hava durumunda eksi 27 gibi hissediliyor diye yaziyordu), her yer cam gibi silme buz olmus. Insan nereye tutunacagini, nasil yuruyecegini bilemiyor. Sabah 10 bucuk gibi cikmam gerekiyordu. Arabanin kapilari oyle donmus ki, epey zorladiktan sonra ancak acabildim. Arabanin isinip, pencerelerinin buzlarinin cozulmesi 15 dakikami aldi. Siteyi pek tuzlamamis olacaklar ki, araba parki buz pateni sahasi gibiydi. Yolda iki kere kaydi araba. Normalde ana yollari iyice acarlar, tuzlarlar ama bir ana yoldan ara yola girerken, buzlanmayi farkedemedim ve araba cok kotu savruldu. Buzlu kaygan yollarda frene basmak en tehlikeli is cunku frene basinca kontrolu tamamen kaybediyorsunuz. Arabaya nereye kayarsa oraya gidiyor, yapacak tek sey dua etmek. Bir arkadasa dogum gunu hediyesi almak icin girdigim magazadan yarim saat sonra cikinca arabanin sofor kapisini acamadim ve diger kapidan girmek zorunda kaldim. Anlatirken sozde ne kadar da zorlanmisim gibi geliyor, degil mi? Halbuki disarisi ne kadar soguk olsa da, girecek sicak bir evimiz, 15 dakika calisinca isinan arabamiz var... Ne buyuk nimetler! Cok sukur Allah'a. Daha iki uc gece oncesiydi. Birilerini gordum... Bizim gibi insanlardi onlar da iste. Ama buz gibi betonun uzerine atilmis eski, kirli yataklarda yatiyorlardi. Yan yana dizilmis yataklar.. Rüzgarlı şehrin o keskin soğuğu ve evsiz barksız insanlar... Sehir merkezindeki o yuksek binalardan birinde bir acilisa katilmistik. Programdan sonra binanin en alt katindaki otoparka inip, arkadaslarla arabaya bindik. Oradan ayrilirken gorduk onlari. Tamamen dort bir yani kapali bir otopark bile degil. Sadece ustlerinde bir cati, altlarinda buz gibi beton... Yorganlarina sarilmis, uyumaya calisiyorlardi... Kimbilir nasildi herbirinin hikayesi... Neler yasamis, neler getirmisti onlari o soguk Chicago gecesindeki buzdan yataklarina.... Bugun agaclarin, topragin, cimenlerin dondugu bu sogukta ne yapmislardi acaba?... Bu soguk gecede ben sicak evimde bu satirlari yazarken onlar ne yapiyordu acaba? Simdi elim yetismiyor onlara... Birsey yapamiyorum. Ama birsey yapamayanlarin yapabilecegi en guzel seyi yapip, dua etmeli... Butun darda kalanlar icin, butun sikintiya dusenler icin.... Ici disi usuyenler icin... Buzdan döşeklerde yatıp, acıyı, yalnizligi ustune yorgan diye cekenler icin... Merhameti bol olan Yaraticidan istemek lazim...
Gönderen
Gazeteci
zaman:
10:46 PM
3
yorum var.
Etiketler: Hayata dair
Tuesday, December 9, 2008
Bu aksam guldurdu yine beni :) 3 bucuk yasindaki oglumdan soz ediyorum. Uzuuun uzunn biseyler anlatti bana. Birkac hafta once Ikea'dan Sukran Gunu indiriminden aldigimiz yazi tahtasina birkac resim cizdi. Karga adammis cizdigi resim. Sonra karinca adami anlatti. Bir turlu orumcek adam demek aklina gelmiyor cunku. Hani karincali, sinekli diye tarif ediyor. Demek ki aklinda haşerat cinsinden bisey kalmis ama karincami, sinek mi orumcek mi net degil? Orumcek adamli terlik almistik bu yaz. Karincali adamli terlik onlar da. Hic seyrettirmedim filmini cizgifilmini ama bir tisortun, bir terligin uzerinde resimlerini gorup tanıyabiliyorlar. Simdi de Thomas tren cizgi filmini anlatiyor. Tahtaya sozde birseyler yaziyor. Sevgili Toby, sevgili Emily, sevgili Diesel, sevgili Tigger, sevgili Piglet, sevgili fil... Sonra gururla bana dondu. "Ben guzel bisey yaptim"
Yuvarlagimsi birsey cizdi. Yumurtaymis. Kirilmis, icinden fenguen cikmis, bak! Yarim saat once okudugumuz kitaptan bir alinti bu da. Penguen Badi. Agzindan bal akiyor . Daha bugun ogleden sonra bir arkadasin evinden ciktigimizda, arabaya binip oturmamak icin kiyameti koparip, beni o karda sogukta cileden cikaran ayni kucuk insan.
Kar yagiyor disarida... Lapa lapa... Goruntu guzel, her yer bembeyaz ve gece aydinlik... -4 derece disarisi. - 12, 13'leri daha Kasim sonunda gorunce, -4 fena sayilmaz bile diyorsunuz ister istemez. Kari en cok geceleri ve aksam ustleri seviyorum... Masallardan cikma bir goruntuye burunuyor heryan... Oldugundan baska, oldugundan guzel... Sabah olunca buyu bozuluyor. Karlar cignenmis, yollar acilmis, kenara biriken karlar camur rengini almis, insanlar sogukla, camurlu karla mucadeleye girmis... Cocuklugumdan bir kac sahne gozumun onune geldi. Kar yagmis gece. Ablamla sokaga cikmisiz. Sokak lambasi altinda her bir kar tanesi isil isil, nasil parliyorlar, nasil guzeller... Her birini bir melek indirmis... Her biri birbirinden farkli, guzellikte yarisiyorlar.... Bir de mahalle arkadaslarimizla yaptigimiz kar topu savaslari geldi hayalime. Ama ne heyecan! Simdi 5 dakika disarida durasim gelmiyor. Donuyorum. Cocukken hic usumezmiydik biz? Saatlerce nasil oynayabilirdik o sogukta?..
Kocaman dinazor gelecekmis. Oyle diyor bizim ki. Oyuna doyamadi gecenin bu vakti. Ogleden sonra uykusu aksam ustune kadar devam edince uyku tutmadi onu da. Kocaman dinazoru bilmem ama yatagimin ustune her dakika yeni yeni oyuncaklar yerlesiyor. Kamyonlar, yap bozlar, arabalar... Yaziyi bitirme vakti geldi anlasilan.

Gönderen
Gazeteci
zaman:
11:09 PM
2
yorum var.
Wednesday, November 5, 2008
OBAMA PRESIDENT
AMERIKA, YENI BASKANINI SECTI. OBAMA DEVRI BASLIYOR.

Daha dun gece sehir merkezinde dolasirken bir kopru altinda su cizimi gormus, fotografini cekmistim. Yaninda hicbir yazi yoktu ama cizimdeki adam Obama'yi temsil ediyor olmali. Amerika'yla el sıkısan Obama.
6-7 yil once dil kursuna giderken yasini basini almis, Meksika asilli bir bey olan Ingilizce ogretmenimiz anlatirdi. Gencligi Chicago'da gecmis ve o yillarda ki cok cok eski bir tarih degil, belki 40-45 yil oncesi, otobuste zenciler arkaya, beyazlar one otururmus. Tuvaletler dahi ayriymis. Hatta sanirim ne Amerikali, ne de zenci olmayan kendisi gibi diger yabancilar icin de ayri tuvaletler varmis. (Bu kisimdan emin degilim, oyle hatirliyorum sadece)Yani dusunun, Amerika nereden nereye... Daha o yillarda zencilere bu kadar ikinci sinif insan muamelesi yapan, hatta zarar veren, olduren bazi insanlar, simdi hala yasiyor. Boyle insanlarin siyahi bir baskani kabullenmesi kolay olmayacak. Gecen yil Cleveland'da yasarken, oturdugumuz sitedeki genc irkci tiplerin, beyaz oldugumuz halde sirf yabanci oldugumuzdan dolayi bize nasil tepkili olduklarini gormek beni cok sasirtmisti. Daha oncesinde boylesine aciktan yabancilara duydugu rahatsizligi gosteren insanlara rastlamamistim.
Ne denir simdi bu durumda? Hadi bakalim, kolay gelsin!
Gönderen
Gazeteci
zaman:
1:08 AM
2
yorum var.
Bir yil daha, bir yas daha
Bir yili daha devirdim su dunya hayatimda. Geriye ne kadar kalmistir kimbilir? Geriye kalani hayirla, dogrulukla gecirmeyi nasip etsin su omru veren. Dogum gunlerimde oyle pek cosup sevinen bir insan degilim. Neyime sevineyim ki? Yi hooo, yaslaniyorum yasasin filan diyecek halim yok. Ama yine de bilhassa esim tarafindan hatirlanmak hosuma gidiyor tabii. Dostlar tarafindan hatirlanmak da guzel ama niyeyse kendimi mahcup hissediyorum...Dogum gunumden bir gun once sevgili komsum Gulenay guzel bir surpriz yapti, onun evde kiz kiza yemek yiyecegimizi sanirken, birden bire benim icin yaptigi pastayi cikarinca neye ugradigimi sasirdim. Cok sagol sevgili komsum. Hatirlayan herkese de cok tesekkur ederim ama bir daha dogum gunum yaklasirken agzimi acmayacagiiiimmm...
Esim de bu yil tam vaktinde hatirladi. Eski Chicago yillarimizda gelenegimizdi, bir yerlere yemege ciktik, bu sefer yanimizda oglusumuzla.Daha sonra da downtowna gittik, hava guzeldi, yuruduk... Deniz kenarina (Michigan golu kiyisi)gittik, Navy Pier'da dolastik biraz. In cin top atiyordu, etraf tenhaydi epey.. Son birkac gundur sıkıntılıydım, iyi geldi bu gece... Basim deli gibi agrisa da! Cok sukur bu gunumuze...
Gittigimiz restorantta fotograf cekilirken dogum gunum oldugunu soyleyince
surpriz olarak bu tatliyi getirdiler :) Turquoise Cafe, nezih bir Turk lokantasi
Diger tarafta da gezinti gemilerine binebiliyorsunuz.
Gönderen
Gazeteci
zaman:
12:15 AM
2
yorum var.
Etiketler: Hayatin guzel kareleri
Tuesday, November 4, 2008
HALLOWEEN ya da nam-i diger CADILAR BAYRAMI
Amerika’lilarin bayram sezonu Cadilar bayramiyla beraber basladi. Ekim ayinin sonunda Halloween’I kutladilar, kiliktan kiliga girerek. Her tarafta cadi kilikli insanlar, vitrinlerde maketler, kiyafetler, evlerin onunde ici oyulmus kabaklar…. Biz de megerse nasibimizi almisiz Halloween’den de haberim yokmus. 3 bucuk yasina yaklasan oglum, bugun arkadasiyla resim yapmak istedi. Defterini, boyalarini verdim. Defterini bir acti, ne goreyim? Kendisinden hic ummayacagim bir resimle karsilastim. Koca bir surat, iki kirmiziya boyanmis goz ve bir agiz. “ Anne bak ben korkunc yaptiiimm” dedi ovunerek. Onun yaptigina pek inanmadim, “ hadi birkez daha ciz bakalim” deyince gercekten de o resmin cok benzerini carcabuk ciziverdi. Sonra ardindan bir daha, bir daha…. Bu cocuklardan korkulur, gercekten alicilari cok kuvvetli. Kucuktur, pek anlamaz dediklerimiz bile nasil kaydediyormus megerse herseyi. Sanirim bu
Bu arada Cadilar bayrami Halloween’in belki tek guzel yani, cocuklarin bizim Ramazan bayramini da animsatan, kapi kapi dolasip seker toplama adetleri. Bir de turuncu turuncu kabaklar, ici oyulmamis olanlari tabii :) Gecen de dayanamayip aldim, sonra kabak tatlisi olarak hizmet etti turuncu pumpkinimiz.
Hey gidi hey! Bir cadilar bayramini daha noktalamis bulunuyoruz su diyar-i gurbette. Vay be, ne gunlere kaldik!
Gönderen
Gazeteci
zaman:
10:06 AM
4
yorum var.
Tuesday, October 21, 2008
Marmara Adasi'nda birkac gun
Kisin habercisi soguk havalarin buralarda basladigi su gunlerde, ben yine bir donup yazdan kalma gunlere baktim.Bu yaz ablamlar ve kuzenlerimle cok guzel bir tatil gecirdik. Ablamlarin her sene Agustos ayinda yaptiklari tatile, kuzenler Nurdan ve Imran ve universiteyi Nurdan ve benle ayni okulda okuyan, Turkiye hayrani yabanci bir arkadasimizla beraber birkac gunlugune katildik. Tabii tatli yegenim Zeynebim ve de oglus da aramizdaydi. Geceleri onlari bahcedeki hamakta sallayip uyutunca, saatlerce yaptigimiz muhabbetler, geyikler, gazoz, cekirdek fasillari tatli birer hatira olarak kaldi. Cok ozledim sizi millet.
Manzara guzeldi, yemekler guzeldi. Amma velaakiinn Imran'la paylastigimiz odamiz hakkinda hiiicbir yorumda bulunmuyorum. O bizim aramizda kalsin degil mi Imrancigim?
Balik gibi yuzen ve bizim oglusa cok guzel ablalik eden Zeynosuma da buradan bir selam cakiyorum cunku birazdan bakacak bu sayfaya.
Gönderen
Gazeteci
zaman:
10:28 AM
6
yorum var.








