Thursday, September 11, 2008

WELCOME BACK TO CHICAGO

4 yil aradan sonra Chicago'dayiz yine. Ohio'dan guzel anilar, guzel dostluklarla geri donduk. Iki kisi gittik, uc kisi geldik. Donusumuz muhtesem filan olmadi tabii ama iste Amerika'da kendimize kurdugumuz yeni hayatin ilk duragi Chicago olunca, bizim kalbimizde yeri ayri...

40 gunluk Turkiye tatilinden ve yine uzuunn bir yolculuktan sonra yeni evimize ayak bastik. Hatta ayak basali 20 gunu gecti. Bir suru fotograf ve hatiram var unutulmadan yazilmayi bekleyen ama bilgisayar basinda gecirecek zaman cok yok.Flash disk ve CDlere filan yukledigimiz fotograflarin sayisina bakinca, '40 gun icinde iyi is cikarmisiz' dedim, zira ben ve kuzenler yaklasik 1000 kadar fotograf cekmisiz toplamda. O da sanirim benim getirebildiklerim. Bakalim, aralarindan birkaci bloga da duser insaallah yakinda.

Eskilerden bir fotograf koyayim yazinin anlam ve onemine binaen.Taa 5 kusur sene once cekmisim bunu.

Thursday, July 17, 2008






21 SAAT+ 3 UCAK



21 SAAT YOL+3 AYRI UCAK= AILE VE MEMLEKETE KAVUSMAK=SUKUR



Soylenecek soz: Allah, hasret ceken, ozlem duyan herkese nasip etsin!




Bu yil Avrupa aktarmali gelince kusbakisi fotograflarimiz biraz daha artti. Gectigimiz yillarda Istanbul'u havadan fotograflama sansim olmamisti. Bu yil birkac kare dustu kismetimize.




Cleveland'dan Detroit'e giderken






From Cleveland to Detroit
















Detroit yakinlari







Detroit'teki havalanina yaklasmisken cektigim bir foto








Detroit'teki havaalanina inisimize az kala







Airport in Detroit



Detroit'teki havaalanindan bir kare




Amsterdam'dan Turkiye'ye dogru ucarken, neresi oldugunu


bilemiyorum asagidaki kara parcasinin







Istanbul yakinlari




Istanbul'a inise hazirlanirken





Istanbul



Friday, July 4, 2008

Sürpriz




HOSCAKAL OHIO




Carsamba gecesi sirin bir surprizle karsilastim. Benim icin veda gecesi hazirlayan bizim mahallenin cok sevdigim sakinlerine ve diger arkadaslara cok tesekkurler buradan. Gelene gidene hediye vermeyi kendilerine vazife edinmis :) bu zarif insanlar, benim icin de cok zarif bir saat secmisler. Baktikca onlari hatirlayacagim.. Sagolsunlar... Bizim mahallenin sakinleri de (ki onlar kendilerini bilirler) cok alimli, şıkır şıkır bir cantayla beni kismetse yeni gidecegim mekana hazirlamaya calistilar. Ne de olsa buyuk sehir, oranin sosyetesine hala bir nevi diaper bag olarak kullandigim cantalarimla rezil olmayayim diye :P

Ayrica ikramlar da harikaydi, herkesin ellerine saglik. Hele son iki aydir su bayildigim brovnilerden yiyemeyen ben, Melike'nin brovnisiyle mest oldum.

Bu sehri degil ama bu sehirdeki dostlari ve bilhassa ayni sofralari, tatli muhabbetleri paylastigim komsularimi cok ozleyecegim.





.

Tuesday, June 24, 2008

Haftasonundan bir film



AKEELAH AND THE BEE


Bu haftasonu evde seyrettigimiz guzel bir film. Guney Los Angeles'ta varosta yasayan 11 yasindaki Afrikan-Amerikan bir kiz cocugunun oykusu. Babasi gozunun onunde vurulmus, calismak ve 4 cocuguna bakmak zorunda olan annesinin ilgi gostermedigi, kucuk abisi sokak cetesiyle birlikte olan mutsuz ama cok zeki bir cocuk Akeelah. Okul mudurunun Akeelah'nin spelling (heceleme) konusundaki yetenegini kesfetmesiyle baslayan, Akeelah'yi Ulusal Spelling Bee yarismasina kadar goturen bir basari oykusu. (Spelling Bee :Amerika'da gayet onem verilen imla yarismasi/heceleme yarismasi. Burada yasayanlar bilir kelimeler yazildigi gibi okunmuyor, soylendigi gibi yazilmiyor. Bu sebeple bircok Amerikali bile Ingilizce kelimeleri hecelemekte, harf harf kodlamakta zorluk ceker.) Okul cagindaki cocuklari olanlara, birlikte seyretmelerini tavsiye edecegim cok guzel bir film.


IMDB' nin sitesinden aldigim Ingilizce hikayesi asagida.


Eleven year-old Akeelah Anderson's life is not easy: her father is dead, her mom ignores her, her brother runs with the local gangbangers. She's smart, but her environment threatens to strangle her aspirations. Responding to a threat by her school's principal, Akeelah participates in a spelling bee to avoid detention for her many absences. Much to her surprise and embarrassment, she wins. Her principal asks her to seek coaching from an English professor named Dr. Larabee for the more prestigious regional bee. As the possibility of making it all the way to the Scripps National Spelling Bee looms, Akeelah could provide her community with someone to rally around and be proud of -- but only if she can overcome her insecurities and her distracting home life. She also must get past Dr. Larabee's demons, and a field of more experienced and privileged fellow spellers

Saturday, June 14, 2008

YABANCILASMAK


Yabancilastirmis beni mesafeler bir zamanlar en yakinim dediklerime bile… Araya girince okyanuslar, denizler, daglar, dag gibi mesafeler acilmis aramizda. Yillarin pasini silmeye calismissam da nafile. Uzaklardayken, en uzaklar yakinim olmus, en yakinlar uzak… Uzaklardayken, kac bin kere gunes dogmus en yakinlarimin uzerine… Kac bin kere caylarini bensiz yudumlamislar . Ve ben kac bin geceye merhaba demisim, onlarsiz… Girince araya kilometreler, baska baska hayatlari yasamaya baslamisiz. Ne onlar bilmis o gun ne cok basimin agridigini, ne ben bilmisim onlarin aksama ne yemek yaptigini. Gunu paylasamamisiz, geceyi paylasamamisiz… Zaten ben gunu yasarken, artik orada gunduz bile degilmis… An olmus icim yanmis, an olmus avunmusum yeni dostlarin muhabbetiyle. An olmus saatler yetmemis dost sohbetlerine, an olmus edecek iki kelam bulamamisiz uzaktakilerle… Acilarini tazeyken paylasamadigim, sevinclerine o anda ortak olamadigim uzaklardaki yakinlarim olmus onlar. Ama alismak, kabullenmek lazimmis herseyi. Cunku hicbirsey ayni kalmiyormus…Hem herseyin bir bedeli varmis, odemesen olmazmis. Demek ki kaderde uzaklarda yabanilasmak da yazilmis.

Wednesday, June 11, 2008

O BUGUN 3 YASINDA :)


Kosuyor, oynuyor, zipliyor...
Duz duvara bile tirmanmak istiyor..
Trenleri seviyor, kıımıjı arabaya (Ligthning McQuinn'e) bitiyor...

Cisini tuvalete yapmayi ogrendigi icin, bir rulo tuvalet kagidini bir kere de bitirmeye hak kazandigini saniyor...
Arkadaslariyla oyun oynamaya bayiliyor..
Oyuncak arabalarini ikide birde 'toş' yapip anneyi cileden cikariyor.

Arada Ingilizce parcalayip, iya iya yooooww diye sarki soyluyor...

Parkta oynarken tepesinden asagiya kumlari serpince basi goge erdi saniyor...

En cok seker, cikolata, takıj ve hıyar seviyor :P

Yatmadan once Şubhaneke okuyor...

Evde ne var ne yok kurcalamayi kendine vazife biliyor.

Butun yaramazliklarina ragmen, aanneciimm, baabaciiim dediginde bizim kalbimizi eritiyor.

Evet, o bir tatli oglus...

Ve o bugun 3 yasinda...












Guzel oglum, bilmem sen hatirlarmisin, 1. ve 2. yasgunlerinde hep Turkiye'de tatilde oldugumuzdan orada anneannenle, dedenle, teyzenle, Jeyneb'inle ve yakin akrabalarla hep beraber kutluyorduk ama baban yanimizda olamiyordu. Bu sene Turkiye'ye gidemedik henuz. Evimizde, bir arkadasimin deyimiyle cekirdek ailemizle birlikte 3 kisi olarak kutladik senin 3. yasini tatli tosbagacim. Obur dogum gunlerinde pastamiz ya pastaneden, ya da teyzeciktendi. Bu sene pastan anneden :)

Friday, June 6, 2008

OK! YAZ GELDI...

Hava sicak, kayniyor... Disariya cikmak, hamama girmek gibi. Ama yazi seviyorum yine de... Her yer guzellesti. Kisin ne kadar da soguk ve cirkin gorunuyordu bu sehir gozume..

Tuesday, May 27, 2008





BAHAR GELELI COK OLMADI BURALARA, GIDIYOR BILE

Bahar gec geldi buralara, ancak Mayis basinda cicek acabildi agaclar. Sonra da cabucak doktuler ciceklerini. Iste evin onundeki agaclar cicek actiginda cektigim birkac fotograf




























Monday, May 19, 2008


Bugun 19 Mayis. Annemle babamin 34. evlilik yildonumu. Allah'tan daha nice mutlu, huzurlu, saglikli, birlikte gecirecekleri guzel yillar dilerim onlara. Bu vesileyle butun evli ciftlere de iki cihanda guzel bir birliktelik duasinda bulunuyorum.


(Az once telefonda konustuk. Zeynosum da ordaymis, bicir bicir sesi geliyordu. Ablam da yoldaydi. Biz de yakinda ins :)



Monday, May 5, 2008

İZMİR




Hastayim. Ise gidemedim bugun. Soguk alginligi, sinuzit,bogaz agrisi, alerji birbirine karisti. Aksam ictigim ilac daha kotu yapti. Nefes almakta cok zorlandim. Dogru duzgun nefes alamamak cok zor birsey. Bu sabah da kotuydum ama, simdi biraz daha iyiceyim. Zaten bizim minik oglusun istekleri de hic bitmeyince, yatmak zor is. Daha gecen yazdan kalan, aylardan beri bekleyen bazi fotograflari bloga koyalim bakalim.


Izmir... Antik caglardaki adiyla Smyrna. Ilk kez ortaokul yillarimdayken gitmistik oraya. Yasimi hatirlamiyorum. Ikinci gidisimiz de gecen yaz oldu. Bu sefer esimle birlikte. Iste oradan bir kac kare...
Biz Izmirlilerle birbirimizi cekiyoruz galiba. Universite yillarimda da, Amerika'da da yakinimda cok sevdigim Izmirli arkadaslarim oldu hep. Onlar kendilerini bilirler ;) Birgun Izmir'i onlarla gezmek de nasip olur ins.
EFES


Selcuk

MERYEM ANA KILISESI





Ziyarete gelenler dileklerini yazip duvara asiyorlar.



Yuksekce bir tepedeydi kilise

EN UMUMİ TUVALET

Alin size bir umumi tuvalet. Sanirim gelmis gecmis en umumi tuvaleti Efesliler kullanmis. Buraya gelip, hem ihtiyaclarini giderir, hem de memleket meselelerini konusur tartisirlarmis. Acik oturum gibi yani :P Rahatlarina pek duskun olsa gerekler, gelmeden once hizmetcilerini gonderirlermis ki yerleri isinsin, sicak sicak otursunlar ;)

Saturday, April 26, 2008

FLAŞ! FLAŞ! FLAŞ!

İŞTE AMERİKA'NIN GERÇEK YÜZÜ!!!



Amerika'da da insanlar çöplerini yerlere atiyormus megerse. Gecen gun is cikisi havayi gunluk guneslik, gölü de masmavi gorunce hemen otobandaki ilk çıkışa yöneldim. Göl kenarinda bes-on dakika dolasip, fotograf cekerken, arastırmacı gazeteciliğe yakisir bir sekilde, Amerika'nin bir baska yuzunu ortaya cikardim sayin okuyucu. Evet, demek ki sadece Türkiye'de yerlere çöp atilmiyormus. Vatandasimiz sahil kenarlarinda cit cit cekirdek citleyip, kabuklarini yerlere üfürürken, elin Amerika'lisi da bos durmuyormus. Onlar da 'lunch'larini (ogle yemeklerini) yeyip, kutularini, posetlerini gol kenarindaki kayaliklara savuruyorlarmis megerse. İçim cok rahatladi. Keyfim yerine geldi. Yillarin ezikligini uzerimden attim!! O keyifle manzara fotograflari, kuş, martı neyin ne gorduysem cekmisim. Hatta baktim ki Amerikali gencler de sahildeki taşlarin uzerine sevdikleriyle kendilerinin adlarini kazimislar. Gençlik işte, her yerde aynı dedim.
İşte kanıt işte ispat! Bakın çöpler oradan poz veriyor :-(




Sehirden manzaralar






Asagidaki fotograflar da eve yurume mesafesindeki gol kenarindan

Dunyanin dort bir yanindan kapimizi tiklatanlar
 
Locations of visitors to this page