Tuesday, May 27, 2008





BAHAR GELELI COK OLMADI BURALARA, GIDIYOR BILE

Bahar gec geldi buralara, ancak Mayis basinda cicek acabildi agaclar. Sonra da cabucak doktuler ciceklerini. Iste evin onundeki agaclar cicek actiginda cektigim birkac fotograf




























Monday, May 19, 2008


Bugun 19 Mayis. Annemle babamin 34. evlilik yildonumu. Allah'tan daha nice mutlu, huzurlu, saglikli, birlikte gecirecekleri guzel yillar dilerim onlara. Bu vesileyle butun evli ciftlere de iki cihanda guzel bir birliktelik duasinda bulunuyorum.


(Az once telefonda konustuk. Zeynosum da ordaymis, bicir bicir sesi geliyordu. Ablam da yoldaydi. Biz de yakinda ins :)



Monday, May 5, 2008

İZMİR




Hastayim. Ise gidemedim bugun. Soguk alginligi, sinuzit,bogaz agrisi, alerji birbirine karisti. Aksam ictigim ilac daha kotu yapti. Nefes almakta cok zorlandim. Dogru duzgun nefes alamamak cok zor birsey. Bu sabah da kotuydum ama, simdi biraz daha iyiceyim. Zaten bizim minik oglusun istekleri de hic bitmeyince, yatmak zor is. Daha gecen yazdan kalan, aylardan beri bekleyen bazi fotograflari bloga koyalim bakalim.


Izmir... Antik caglardaki adiyla Smyrna. Ilk kez ortaokul yillarimdayken gitmistik oraya. Yasimi hatirlamiyorum. Ikinci gidisimiz de gecen yaz oldu. Bu sefer esimle birlikte. Iste oradan bir kac kare...
Biz Izmirlilerle birbirimizi cekiyoruz galiba. Universite yillarimda da, Amerika'da da yakinimda cok sevdigim Izmirli arkadaslarim oldu hep. Onlar kendilerini bilirler ;) Birgun Izmir'i onlarla gezmek de nasip olur ins.
EFES


Selcuk

MERYEM ANA KILISESI





Ziyarete gelenler dileklerini yazip duvara asiyorlar.



Yuksekce bir tepedeydi kilise

EN UMUMİ TUVALET

Alin size bir umumi tuvalet. Sanirim gelmis gecmis en umumi tuvaleti Efesliler kullanmis. Buraya gelip, hem ihtiyaclarini giderir, hem de memleket meselelerini konusur tartisirlarmis. Acik oturum gibi yani :P Rahatlarina pek duskun olsa gerekler, gelmeden once hizmetcilerini gonderirlermis ki yerleri isinsin, sicak sicak otursunlar ;)

Saturday, April 26, 2008

FLAŞ! FLAŞ! FLAŞ!

İŞTE AMERİKA'NIN GERÇEK YÜZÜ!!!



Amerika'da da insanlar çöplerini yerlere atiyormus megerse. Gecen gun is cikisi havayi gunluk guneslik, gölü de masmavi gorunce hemen otobandaki ilk çıkışa yöneldim. Göl kenarinda bes-on dakika dolasip, fotograf cekerken, arastırmacı gazeteciliğe yakisir bir sekilde, Amerika'nin bir baska yuzunu ortaya cikardim sayin okuyucu. Evet, demek ki sadece Türkiye'de yerlere çöp atilmiyormus. Vatandasimiz sahil kenarlarinda cit cit cekirdek citleyip, kabuklarini yerlere üfürürken, elin Amerika'lisi da bos durmuyormus. Onlar da 'lunch'larini (ogle yemeklerini) yeyip, kutularini, posetlerini gol kenarindaki kayaliklara savuruyorlarmis megerse. İçim cok rahatladi. Keyfim yerine geldi. Yillarin ezikligini uzerimden attim!! O keyifle manzara fotograflari, kuş, martı neyin ne gorduysem cekmisim. Hatta baktim ki Amerikali gencler de sahildeki taşlarin uzerine sevdikleriyle kendilerinin adlarini kazimislar. Gençlik işte, her yerde aynı dedim.
İşte kanıt işte ispat! Bakın çöpler oradan poz veriyor :-(




Sehirden manzaralar






Asagidaki fotograflar da eve yurume mesafesindeki gol kenarindan

Tuesday, April 22, 2008

DOST SOFRALARI

DOST SOFRALARI



Birkac hafta once sehir disina yaptigimiz ziyaretlerde sevgili ev sahibemiz Gulenay'in hazirladigi harika kahvalti sofrasi ve nefis pastasi resimde gorunuyor. Ellerine saglik Gulenaycim. Guzel tariflere blogundan ulasabilirsiniz. http://www.gulenayinsofrasi.blogspot.com/ (Umarim senden once pastanin resmini koydugum icin bana kizmassin Gulenaayy. Bu arada arsivin harika, bi sene yemek yapmasan idare eder seni blogta :)


Sevgili Seyda'nin o guzel kahvalti sofrasini ise cekmeyi unuttuguma cok hayiflaniyorum. Bizim afacanlarin gurultusu, patirtisi ve oyuncak kavgalari arasinda aklimdan cikmis. Seydacim senin de ellerin dert gormesin, hersey cok guzeldi.

Hava da cok guzeldi o hafta sonu. Arkadaslarla yaptigimiz sezonun ilk piknigi icimizi acti. Darisi dost sofralarini ozleyenlerin basina...


Saturday, April 12, 2008


COCUK MUZESINDE BIR GUN

Birkac hafta once Chicago donusu tatli oglusu biraz daha gezdirelim dedik. Children's Museum'u arkadaslardan duymustum. Oraya gittik. Daha once cocuk muzesine hic gitmedigimden nasil biryer oldugu konusunda pek bir fikrim yoktu. Bildigimiz muzelere benzeyen bir yani yokmus. Cocuklar icin degisik oyun alanlari olusturulmus. Alisveris oyunu oynayacaklari kucuk bir market, market sepetleri, evcilik oyunu alani, muayene odasi, kumlarla oynayabilecekleri genis bir alan, aktivite odasi, icinde oyuncak gemiler ve plastik baliklarin oldugu su dolu bir alan (yani buyuk bir masaya benziyor), banka, belediye otobusu, tekerleklerini takip cikarabilecekleri, tamir aletlerinin oldugu bir araba ve yaninda benzin pompasi, ahir ve ciftlik gibi dizayn edilmis oyun alani vs... Bizimki oynadi kosturdu, guzel bir gun gecirdi. O mutlu olunca, biz de mutlu olduk :)




Friday, March 28, 2008

CHICAGO



(Yazlari yapilan Taste of Chicago Festivali. Degisik yorelerin yemekleri sergileniyordu. Turkler de stand acmisti. Bunu oraya kurulan donme dolabin tepesinden cekmistim.)

Eski memleketimizdeydik gecen hafta. 4 gece, 3 bucuk gun suren cok guzel bir Chicago ziyaretimiz oldu. Eski dostlarla hasret giderdik, esimle eski gunlerimizi andik. Ne de olsa Chicago bizim Amerika'daki ilk ayak bastigimiz, yasadigimiz, ilk evimizin oldugu, musterek hayati paylasmaya basladigimiz ilk sehirdi. Orada gecirdigimiz yillar ve kurdugumuz dostluklar da bir o kadar ozel ve guzel bizim icin. Ayrica orasi benim ilk kez evde ekmek pisirdigim, ilk yogurdumu mayaladigim, ilk misafirimi agirladigim, Amerika'daki okul havasini ilk soludugum sehir olmasi munasebetiyle de ;) onemlidir. Ziyaretimiz boyunca bizi evinde agirlayan, cok da rahat ettiren canim arkadaslarima, ayrica gunduz cayina, aksam yemegine davet eden, orada gecirdigim zamani dolu dolu yasamama vesile olan butun arkadaslarima da coooookkkk cok tesekkurler. Bize de bekliyorum hepinizi. Mesafeler ve yillar araya girse de, biraraya gelince insan anliyor ki zaman dostluklari eskitemiyor. Ayriyeten yuksek Chicago sosyetesine de buradan selam cakiyorum. Onlar kendilerini bilirler :P


(Fotograf makinesini bizim afacan kirdigindan, yeni makine de Chicago donusu geldiginden dolayi fotograf cekemedim. O sebeple orada yasadigim siralarda cektigim fotograflari koyuyorum buraya)







( Chicago Turkish Festivali etkinliklerinde, sema grubu da gelmisti. Chicago Theatre'da guzel bir gosteri olmustu. Hatta haberini yapmistim .)

(Bir Chicago gercegi. Kar ve soguk)


(Botanik Park. Cok buyuk bir alana yayilmis harika bir mekan. Bir keresinde de bizim kizlarla gitmistik. Hatirladiniz mi?? :) )



(Sanirim bu ilk yapilan Turk Festivalinden bir fotograf. Esim cekmisti. Daley Plaza'nin onunde kurulmustu festival alani.Amerika'da bu kadar cok Turku bir arada gormek cok guzeldi)



(Nehir, sehir merkezinin icinden gecerek Michigan Golune akiyor. Bot turu esnasinda cektigim bir fotograf)




(Okula giderken neredeyse hep yakalandigim o uzuuunn trenlerden biri. Yolumun ustunde bir degil, iki tren yolu vardi. Ikisine birden yakalaninca okula gec kalmak kacinilmaz son oluyordu.)


(Goldeki bot turundan. Antenli bina Hancock Tower.Donme dolapli yer Navy Pier dedikleri iskele.Sehir merkezinin eglenceli yerlerinden biri. Bazen geceleri oraya gider, sakin, tenha bir yerden denizi seyrederdik. Michigan golune deniz diyorum ben, cok buyuk, denizden farki yok sayilir. Bi suyu tuzlu degil)






(Yine donme dolaptan bir manzara. Navy Pier'deki donme dolap degil bu. Taste of Chicago icin kurulmus gecici olan)


(Hey gidi gunler... Oradaki ikinci evimiz.)


(Sears Tower. Bir zamanlarin en yuksek binasi)




Tuesday, March 18, 2008

YENIDEN ANIYORUZ SIZI


(CANAKKALE'DE BIR TARIH YAZAN NESIL)






Bugun 18 Mart. Gecen yil 18 Mart'ta Canakkale Gecilmez baslikli yazimi daha dun yazmisim sanki. Aradan 1 sene gecmis, nasil gecmis, ne cabuk gecmis???



Bu aksam haberlerde Canakkale'den goruntuler vardi. Muhabir, ulkenin her yanindan gelip vatani icin canini feda etmis isimsiz sehitlerin kabirleri basindaydi. Sadece geldikleri sehirlerin adi yaziyordu mezar taslarinda. Muhabirin okudugu sehirler arasinda Tekirdag'da vardi. Annem bahsetmisti, bizim aileden de bir sehidimiz varmis orada. Arada henuz bir yuzyil bile yok ama onlar neler yasadi, neler gordu, bilip anlayamiyoruz. Kucuklugumden beri kurdugum, zamanda yolculuk hayalim depresti yine. Askerlerimizin o eski fotograflarina baktim internette bulabildigim. Oradaki o iki askerin, ustu basi perisan, boynu bukuk yigit iki askerin bakisiyla karsilasinca, hic aklimda yokken gozlerim doluverdi. Perisandilar belki, kuru ekmege talim ettiler, sogukta usuduler, ayaklari carikliydi, siperlerde yatip kalktilar, anadan yardan ayrildilar. Ama yigittiler. Fedakardilar. Ve binlercesi o Canakkale sirtlarinda, Gelibolu eteklerinde, ulasilabilecek en guzel makama ulastilar. Biz burada kendi perisaniyetimize, bolluk icindeki icimizdeki yokluga yanalim....



Sehitlerimizin ruhuna olsun en guzel hediyeler... Ruhlari sad olsun.

Sunday, February 17, 2008

Havadan sudan...

Oyun davetlerine gecikmis cevaplar-3




Yapmak isteyip yapamadiklarim ve yapmaktan keyif aldiklarim

Beceriksiz Gelincigim, bak bu davete vaktinde geldim, gordun mu?

Bilgisayar ekranimda ozel bir fotograf yok coktandir. (Yukaridaki iyi olurdu) Windows'un yemyesil bir cayiri ve masmavi bir gokyuzunu gosterdigi fotograf var. Her ne kadar otlayan inekler olmasa da resimde, oglum "inekler ot yiyoolaar" diyor. Otun oldugu yerde, inek de olur, olmalidir diye dusunuyo olsa gerek.

Yapmak isteyip de yapamadiklarimiz her insan gibi coktur hayatta. Kim erisebilmis butun isteklerine, hedeflerine? Eskiden beri bir gun gelip yazar olacagimi dusunurdum nedense... Olamadim tabii. Ciddi bir gayretim de olmadi. Televizyonda calistigim siralarda isimi cok sevmistim. Saatlerce gayret edip ugrasip, sonra da emeklerinin sonucunu TV ekraninda gormek cok zevkliydi. Simdi de TV ile ilgili bir seyler var ama isin mutfaginda olmak gibi, neredeyse isin butun asamalarini gormek gibi degil bu maalesef. Yapamadiklarimiz icin gayret sarfetmek lazim tabii ama olmazsa da cok uzulmemek... Ne de olsa hayrin nerede oldugunu biz bilemeyiz.


Hayatta keyif aldigim seylere gelince.... Kucuk seyler... insani seyler... bircok insan gibi sevdiklerimle birarada olmak mesela cok keyif veriyor bana. Annem babam, esim, oglum, canim ablam, yegenim, kuzenlerim, Turkiye'ye gittigimde bu saydiklarimin ve dayilarimin, yengelerimin, teyzemin bize gelmeleri, hep beraber gecirdigimiz vakitler... Kucuk seyler ama iste kolay elde edemedigimiz seyler...


Sonra bahar yeni yeni gelirken havadaki o harika koku ... Istanbul'da sokagin kokusunu icime cekerek yurumek... Dua ettikten sonra duydugum huzur.... Oglumun anneciiimm, babaciiimm diye seslenisini duymak, komik komik konusmalarini dinlemek, bir de kikir kikir gulusunu isitmek... Arkadaslarimla biraraya gelmek, muhabbetlerimiz... Aklima takilan herseyi internette aramak :)... Birseyler urettigimi, bir ise yaradigimi gormek... Evi temizledikten sonra tekrar tekrar ortaligi seyretmek :P... Arabada yalnizken muzigin sesini sonuna kadar acmak... (Artik oglus da genelde benimle oldugundan pek yapamiyorum)... okumak... zirt pirt fotograf cekmek... Cektigim fotograflara, albumlere bakmak... Deniz kenarinda yurumek (Turkiye'de)... Eski Istanbul'u ve Osmanli'yi ama bilhassa Istanbul'daki Osmanliyi anlatan birseyler okumak, izlemek... vs vs ... Gece vakti aklima gelenler boyle iste..

Evveett, bu kadar. Ben kactim... Yoruldum yaw.. Zormus bu oyunlara toptan cevap verme isi.

Dunyanin dort bir yanindan kapimizi tiklatanlar
 
Locations of visitors to this page